Inspiration in Istanbul

Inspiration in Istanbul

2 Hafta Önce

Merhaba, size 1-9 Şubat'ta İstanbul'da "Inspritation" yani "İlham" konu başlığı altında gerçekleştirdiğimiz projeden söz etmek istiyorum. Gerçi bu anlatılmaz yaşanır dediğimiz türden bir süreçti ama ben yine de bu gibi projelere gitme konusunda tereddüdü olanlara ve bu deneyim kısmına bakacak olanlara #cometocevka demek adına ifade etmeye çalışacağım. Tabii bu blog yazısı benim için aynı zamanda anı niteliğinde bir yazı olacak. Konusu ve konumu itibarıyla benim için heyecan verici olan bu proje aynı zamanda ilham verici oldu. İlham verici diyorum çünkü özel bir dans deneyimimin olmamasına rağmen genel olarak bir an olsun yerimde duramamam ve hazırlık süresi sadece 15 dakika kadar olan Eurovision dans yarışmasında bizim gruba çıkan parçayı ilk defa duyduğum halde bize birinciliği getiren dansın koreografileri ve makyajlarının benden çıkması, kostüm konusunda da tematik olsun ve herkes siyah giysin diye diğerlerinden kıyafet alma girişimlerim başka bir şekilde açıklanamazdı :D (ve de içinden bile şarkı söylemeyen benim "haydee!" (hayde şarkısını söyledik) deyip koronun içinde yer almak istemem de) :). 6 farklı ülkeden 60 katılımcı olarak üzerinde durduğumuz kavramlar müzikle beraber genel olarak diğer projelerde de kültür etkileşimi unsuru olarak yer alan ama bizim ana konumuz olan danstı ve bu bizim için gerçekten şanstı. Bir proje düşünün ki Almanya, Litvanya, Makedonya, Letonya ve UK gibi (Pakistan, Sırbıstan, Rusya, Mısır, Dubai gibi aklıma gelen aslen farklı yerlerden olanlarla birlikte) birbirinden farklı coğrafyalardan gelen ve ayrıca 15-30 yaş aralığından olup bu konuda da çeşitlilik gösteren, tüm bu farklılıklara rağmen daha ilk günden bağ kurup geleneksel dansları ve müzikleri paylaşan, öğreten, bunların tarihini anlatan, etkinliklerin break time'ını dahi yine dans etme ve şarkı söylemeyle geçiren bununla da kalmayıp gece bile uyumayıp dans etmeye devam eden bir ekipten ve içerikten oluşsun. Aynı zamanda bunların dışında yine bu farklılık ve çeşitlilikle birlikte yapılan grup çalışmaları, workshoplar, bireysel etkinlikler, secret friend ve gossip box etkileşimleri, dans ve şarkı gösterileri gibi akviteler de eğlenceli ve eğitici olurken birbirimizi tanımamızı ve birbirimize alışmamamızı hızlandırdı. Tabii o sırada son günü düşünmüyorduk ki bu arada projeden önce projelerin son günlerinde ağlanıldığını duyduğumda gülmüştüm. Dedim ya bazı şeyleri duymak değil görmek gerekir :) İçeriklerden bahsetmişken kültür gecelerine değinmemek olmaz. Kültür kentindeki bu kültür gecelerindeki bu paylaşımlarda katılımcı ülkelerin dans ve müziklerinin yanı sıra bunların türleri, gelenek ve görenekleri, alışkanlıkları, oyunları, mizah anlayışları, deyimleri ve tabii ki yemekleri gibi kültür değerleri bu geceleri benim favorim yaptı. Eğlenmek ve öğrenmek hiç bu kadar bir arada olmamıştı. Ve de öğretirken öğrenmek. Zira kendi kültürümüzü tanıtırken inceliklerini gördük, Diyarbakır ve İstanbul'u anlatırken değerlerimizin bir kez daha farkına vardık, mesela onlardan öğrendiğimiz ve ettiğimiz dansların yanı sıra bildiğimiz şemmamenin benim için farklı olan tarzını da böylece öğrendim :). Çeşitlilik demişken hava durumu bile öyleydi zira 9 günde 4 mevsimi de yaşadık. Başta gayet sıcak, güneşli günler gördük ki şort giyenler bile vardı (şubattaydık), birkaç gün sonra ise kendimizi kar topu oynarken bulduk. İstanbul gezisinin olduğu günün son derece yağmurlu ve soğuk olması da başta şansızlık gibi geldi ama bu bile bir şemsiyenin altında 5-6 kişi kenetlendiğimizden kelimenin tam anlamıyla daha da yakınlaştırdı herkesi :D Tüm bunları yaparken hepimizin farklı olduğu kadar aynı olduğunu fark etmek ve birlikteyken nelerin münkün olduğunu görmek de güzel olan diğer noktalardı bizim için. İlk projem olacağı için bizi tam olarak neyin beklediğini bilmiyordum. Ama beklediğimden çok fazlasını gördüğümü söyleyebilirim. Öyle ki uykusuz ama yorgun olmamanın mümkün olabileceğini gördüm. Bırakın telefon kullanmayı saate bile bakmak aklınıza gelmiyor :) Bu arada yurt içindeki projelere katılmakta geri durmayın derim zira katılımcıların zaten ülkenize ilgisi ve sempatisi olanlardan oluşması bu projeleri ayrıca güzelleştiriyor. Projenin tek kötü yanının bitmesi olduğunu düşünebilirken projeden sonra bile anı paylaşımlarının yanı sıra yurt dışından anlık olarak paylaşılan şemmame dansı görüntüleri almanız size bunun bir sondan çok başlangıç olduğunu gösterebiliyor :) Katılımcılarına bahsettiğim gibi birçok konuda gelişim sağlayan ve bu bilinçle yeni farkındalıklar oluşturup yeni bakış açıları kazandıran ve unutulmaz anlar ve anılar yaşatan, sonrasında da sürecek arkadaşlıklar edindiren bu gibi projelerin herkes için devamını diliyorum. Proje ilgi alanınıza göre kişisel gelişim sağlarken bunun yanında sadece İngilizce konuşulduğundan dilinizi de ciddi bir şekilde geliştiriyor ve geliştirmeye olan isteğinizi de artırıyor. Bunun bendeki etkisini yazımı gözden geçirirken fark ettiğim gibi "mola vakti" yerine "break time" dememdem de anlayabiliriz :). Konuşma dilinin ötesindeki o dilin varlığını hissettikten sonra bu pek de zor görünmüyor zaten. Erasmus+ kapsamında gerçekleşen bu projenin bahsettiğim şekilde keyifli ve etkili geçmesindeki payının büyük olduğunu düşündüğüm ve sadece organizatör ve koordinatörlüğünü yaptığı için değil, ev sahipliğini yaptığı bu projede kendimi bu ailenin bir parçası olarak görmemi sağladığı için Çevka'ya teşekkür ediyorum. Nice "nice" projelerde görüşmek üzere :)

Mikail
Mikail
Diyarbakır
Türkiye
ÜST